Türkiye’den TimeLapse Örneği: Özcan Çelik Röportajı – Bölüm 1

0 Shares

Geçen hafta sizlerle paylaştığımız TimeLapse Nedir, Neden Yapılır? adlı yazımızın sonunda 5 örnekten biri olarak gösterdiğimiz “İstimebul” adlı TimeLapse çalışmasının sanatçısı Özcan Çelik ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bize genel olarak TimeLapse ve “İstimebul”dan bahsetti. Şimdi sözü ona bırakalım 🙂
Not: TimeLapse tekniğinde ileri kavramlar ve yapım aşamasına röportajımızın 2. kısmında değineceğiz.

Özcan Çelik kimdir? Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
31 yaşındayım, bir vakıf üniversitesinde web tasarımcısı olarak çalışıyorum. Fotoğraf, video ve 3D ile ilgileniyorum.

Video ve Time Lapse işine ne zaman dahil oldunuz? Sizi çeken ne oldu?
DSLR kameraların özellikle video konusunda gelişmesi sektöre bu anlamda demokrasi getirdi. Kısa film çekmek eskiye göre çok daha kolay. Benim de bu DSLR devrimi, ilgimin miladı sayılabilir. Time-lapse ve slow motion tekniklerini sevmemin nedeni, zamanı gerçekte göremeyeceğimiz şekilde bize göstermesi… İnsan gözü saniyede 24 kare yakalayabilir. Ama videolarda böyle bir sınırınız yok. Bu nedenle görülmeyeni göstermek görsel olarak çok etkileyici oluyor.

 

Geçen hafta yayınlanan yazımızda “en iyi 5 örnek”ten biri olarak gösterdiğimiz “Istimebul” adlı projenizden bahsedebilirmisiniz? Yer, mekan, müzik seçimleri, isim, grafik, müzik gibi unsurları neye göre seçtiniz?
Istimebul’u Temmuz-Ekim 2011 tarihleri arasında işlerimden zaman buldukça bir bütçe ayırmadan çektim. Amacım ıstanbul’u, bir istanbul sakini gözüyle göstermekti. Turistik yerlerden ziyade hepimizin zaman geçirdiği yerleri de farklı bir bakış açısıyla göstermek istedim. Bu nedenle çekilecek yerler konusunda çok zorlandığım söylenemez. Her bölgesinin kendine ait güzellikleri var. Aslında plan olarak daha uzun bir liste hazırlamıştım fakat tümünü göstermek imkansızdı. En zorlandığım kısım çekim yapmak istediğim yerlerin genelde otel, restaurant ya da özel mülkiyet olmasıydı. Bir de metro, alışveriş merkezi içi çekimleri için izin çıkarmak düşündüğümden zordu. Yurtdışında yapılan bu tip çalışmalarda metro önüne bile kamera takmanıza izin verilirken ülkemizde zorluk çıkardıklarına şahit oldum.

Çamlıca

Çekimde kullandığım ekipman: Canon EOS 550D, 18-55, 55-250mm Kit lensler, Samyang 14mm f2.8, Benro Travel Angel Tripod ve tabi ki Magic Lantern. Daha ciddi bir ekipmanım olsun isterdim fakat bir destek almadığım için kısıtlı kaldı. Çekimlerin ardından 2 hafta kurgu, renklendirme, title, müzik konusunda çalışmakla geçti. Tüm bu işlemleri tek başınıza yapmak hem çok iyi hem kötü. Ne istediğiniz kafanızda canlanmışken bunu 2. bir kişiye anlatmak ve istediğiniz sonucu almak zaman kaybettirebilirdi. Kötü yanı ise işlediğiniz verinin büyüklüğü ve düzenlemenin zaman alması. Örneğin 10 saniyelik bir sahne için duruma göre 200-300 arasında fotoğraf gerekiyor. Bunları RAW olarak düşündüğünüzde 5-6 Gb bir veriden bahsediyoruz. Tüm proje yaklaşık 7000 fotoğraftan ve 150GB veriden oluştu. Hem depolaması hem de düzenlemesi için zaman ve hızlı bir bilgisayar gerekiyor.

Müzik ve ses tasarımını Hakan Özkan üstlendi. Kendisi müzik prodüktörlüğü yapıyor. Müzik, hazırlama aşamasında 5-6 defa değişikliğe uğradı. Neyseki ikimizin de tatmin olduğu bir sonuç çıktı. Burdan ayrıca kendisine teşekkürü borç bilirim. [Link: http://soundcloud.com/hakan-ozkan]

“Istimebul” ismi öncesinde belirlediğim bir şey değildi. Kurgu sırasında aklıma böyle bir kelime oyunu geldi.

Tüm çalışmalar için Adobe After Effects kullandım. Konu zamanı hızlandırmak olunca saat kadranı kullanmak hep aklımdaydı. İşimden dolayı video için grafik hazırlamak zor olmadı. Normal bir grafik tasarımdan tek farkı hareketli olması.

Projeden sonra gelen tepkiler nasıl oldu?
Gelen ilk tepkiler Türkiye içinden olmadı fakat olumluydu. Sosyal medyada paylaşıldıktan sonra Türkiye içinden de güzel tepkiler aldım. Fakat tüm videoyu izleyip arasından Türkiye ve Yunanistan bayrağını aynı karede görmekten rahatsız olmuş ve küfür içeren bir mail almıştım. En ilginci sanırım oydu. Bahsedilen bayrak olayı benim bile sonradan farkına vardığım bir şeydi. Algıda seçicilik bu olsa gerek. Bunun dışında izin alınarak ya da izinsiz bazı tv kanallarında yayınlandı.

Halihazırda çalıştığınız yada yolda projeleriniz var mı?
Aklımda olan bir proje var fakat çalışmalarına başlamadım. Destek bulabilirsem en kısa zamanda başlamayı düşünüyorum.

Bu işe niyetli arkadaşlara önerileriniz nedir?
Öncelikle kullandıkları kamera ne olursa olsun, kameranın sadece fotoğrafı veya videoyu kaydeden bir araç olduğunu ve çekenin kendileri olduğunu unutmasınlar. Time-lapse konusunda ise yeni teknikleri takip etmek gerekiyor. Sabit kadraj görüntüleri ilk zamanlar tatmin edebilir fakat sonrasında farklı teknikleri deneyebilirler. (Örneğin walklapse, hyperlapse, camera mapping, tilt-shift, ramping vs.) İşin büyük bir kısmı kurguda bittiği için düzenleme için en azından bir compositing programını öğrenmeleri çok iyi olur.

 

 

 

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x