Connect with us

Genel

Bertrand Bernager | Yaratıcılık Stilinizi Bulun

Şehir sokakları, Bertrand Bernager’e yaratıcılık alanında farklı stiller ve fotoğrafçılık teknikleri denemesi için çok sayıda fırsat sunuyor. Fotoğrafçı, sokak fotoğrafçılığında kendi stilinizi geliştirmek için şehirden nasıl yararlanabileceğinize dair üç ipucu paylaşıyor.

Korkmayın
Klasik sokak fotoğrafçılığında görüntünün kilit unsuru insanlardır ancak yabancıları fotoğraflamak göz korkutucu olabilir. İşe başlarken genellikle tercihimiz gizlenmek veya uzun lensler kullanmaktır. Ancak Bertrand bu korkunun üstesinden gelmenizi tavsiye ediyor:

“Sokak fotoğrafları çekmeye başladığımda fotoğraflayacağım kişiden 10-20 metre uzakta duruyordum. Fotoğraflarımın nesnesiyle bağlantı kurmaya veya onlarla konuşmaya çalışmıyordum. Zaman geçtikçe kendime daha fazla güvenmeye ve nesneme yaklaşmaya başladım. Şimdiyse yalnızca geniş açılı lenslerle çekim yapıyorum, Sony α7R III makinemle birlikte genellikle FE 16-35mm f/2.8 G Master lens ve 55 mm f/1.8 ZA lens kullanıyorum. Bu kombinasyon, sahneye iyice yaklaşabilmemi sağlıyor ve bana göre bu da daha iyi görüntüler ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla ilk tavsiyem şu: Nesnenize yaklaşmaktan korkmayın.”

Bir Amacınız Olsun
Fotoğraflanacak bu kadar çok şey varken tam olarak neyin fotoğrafını çekeceğinizi bilmek zorlayıcı olabiliyor ve genellikle biz de sonuçta her şeyin fotoğrafını çekmeye başlıyoruz; kendine ait bir stili olmayan bir dizi rastgele görüntü oluşturuyoruz. Bertrand, stilinizi oluşturmak üzere kendiniz için bir proje tasarlamanızı veya çekim yaparken kendinize bir amaç doğrultusunda sınır koymanızı tavsiye ediyor:

“Şehrin kaotik hissi hoşuma gidiyor. Ancak herhangi bir anda çok fazla şey yaşanabiliyor ve bu da odaklanmayı zorlaştırıyor. Çekim yapmaya çıkıp içinde bulunduğunuz ortamda kaybolmanız mümkün. Böyle bir şehirde çalıştığım kimi zamanlar günümü planlıyorum ve mesela ‘Bugün sadece mimari çekimler yapacağım’ ya da ‘Bugün sadece sokak portreleri çekeceğim’ diyorum. Bence odaklanmanıza ve stilinizi geliştirmenize yardımcı olacak bir proje tasarlamanız oldukça önemli.”

Şehrin DNA’sını Yakalayın
Her şehrin kendine özgü bir hissi vardır. Sizin işiniz de şehri nasıl gördüğünüzü çektiğiniz fotoğraflarda göstermeye çalışmaktır. Önceden kullanılmış sayısız klişe olsa da (mesela Londra’nın kırmızı otobüsleri, New York’un buhar çıkaran havalandırma boruları ve sarı taksileri, Hong Kong’un dar ara sokakları) ne hissettiğinizi göstermek için şehirleri kendi tarzınızla yansıtmaya çalışın.

Bertrand tavsiyelerine şöyle devam ediyor: “Dışarı çıkıp şehri keşfedin ve şehre yepyeni gözlerle bakmaya çalışın. Fotoğraflanacak bir sahne bulduğumu düşündüğümde, fotoğraf çekmeden önce birkaç saniye durup ne olduğunu gözlemlemek hoşuma gidiyor. Büyülü bir şey arıyorum; bu büyülü bir ışık da olabilir, yalnızca şehrin o anki ruh halini ve atmosferini gerçek anlamda yakalayan herhangi bir şey de olabilir. New York gibi bir şehrin kartpostal tarzı bir fotoğrafını çekmek kolaydır ve sonuç olarak iyi bir fotoğraf da elde edebilirsiniz ancak elinizdeki, hepimizin önceden 1.000 kere görmüş olduklarımıza benzer bir görüntü olacaktır. Sizin bir enerji yakalamanız gerekir. Orijinal resimler elde etmek için ilgi çekici kompozisyonlar veya renkler arayın; görüntüye size özgü bir şey katmanız gerekir.”

Bertrand bir Sony Europe Görüntüleme Marka Elçisi; diğer çalışmalarına www.sony.com.tr/alphauniverse adresinden ulaşabilirsiniz

Continue Reading
Click to comment
avatar
  Subscribe  
Bildir

More in Genel

To Top